e-Randevu
facebook twiter youtube Google Plus

UYKU APNESİ NASIL FARKEDİLİR, BELİRTİLERİ NELERDİR

Uyku Apnesi nasıl fark edilir?

Solunum problemleri uykuda oluştuğu için hastanın kendisi durumdan haberdar değildir. Durumu genellikle hastanın eşi veya yakınları fark eder. En belirgin bulgu horlamadır. Hastaların hemen tamamı çok şiddetli biçimde horlarlar. Hasta düzenli şekilde horlarken aniden sesi kesilir. Hastanın yakınları, önce bu durumun farkına varırlar. Nefes durması sırasında diyafram adı verilen ve akciğerlerin altında yer alan kas, kasılmaya devam ettiği için, karın ve göğüs hareketleri devam eder. Bu yüzden hava girişinin durduğunu, dışarıdan izleyen birinin ilk anda anlaması zordur. Yukarıdaki tıkanıklığı yenmek için diyafram gittikçe daha fazla kasılır, karın ve göğüs hareketlerinin genliği artar ve bir noktadan sonra hasta öncekinden daha şiddetli bir ses çıkararak (adeta kükrer gibi) tekrar solumaya başlar. Bu esnada hastanın hatırlayamayacağı kısa bir uyanıklık olur.(bu uyanıklık elektrofizyolojik düzeyde olup ancak uyku laboratuarında beyinden alınan kayıtlardan anlaşılır)

Uyku devam ettiğinde, bir kısır döngü halinde gece boyunca uyku-solunumun durması-tekrar başlaması-kısa uyanıklık-uykuya dalma şeklindeki epizotlar onlarca hatta yüzlerce kez yinelenerek devam eder. Solunum durmalarının uzun sürmesi bazen hasta yakınlarını telaşlandırarak onu uyandırmaya zorlar. Çok ileri hastalık halinde bazen hasta boğulma hissiyle uyanabilir.


Her Horlayanda Uyku Apnesi var mıdır?

Uykuda solunum durması olanların hemen hepsi horlar. Ancak her horlayanda apne olmayabilir. Kesin tanı ancak konuyla ilgili uzman hekimlerin değerlendirmesi ve uyku laboratuarında yapılacak uyku incelemesiyle belirlenebilir.


Uyku apnesinde Hasta Tarafından Fark Edilebilen En Önemli Belirti Nedir?

Hastalığın ilk ve en belirgin bulgusu gündüz aşırı uykululuk halidir. Hastanın, gece boyu sık olarak tekrarlanan solunum durmaları yüzünden, çok sayıda kısa uyanıklıklarla bölünmüş ve bir türlü derinleşemeyen, dolayısıyla dinlendirici olmayan kalitesiz bir uykusu vardır. Hasta hatırlamadığından ve gece olup bitenlerden habersiz olduğundan, deliksiz uyuduğunu sanır. Ancak durum böyle değildir.

Hasta ne kadar uzun süreyle uyursa uyusun, sabah hiçbir şekilde dinlenmiş kalkamaz. Gün içinde sürekli isteksiz, yorgun, halsiz, enerjisini yitirmiş durumdadır. Başlangıçta istirahat halindeyken, otururken, toplantılarda, gazete okur veya TV izlerken uyku atakları hatta fırsat buldukça uyuklamalar ve kestirmeler başlar. Önceleri birkaç dakika sürer, zamanla ortam uygun olduğunda ya da hafta sonu 1–2 saat sürebilir.  Ancak süresi ne olursa olsun dinlendirici değildir, hatta uyanınca hasta kendini sersemlemiş hisseder. Hastalık ilerleyince uykululuk daha da artar, uygun olmayan ortamlarda, sinema-tiyatro gibi toplu yerlerde, iş görüşmesinde veya misafirlikte, hatta telefonla konuşurken ve en önemlisi direksiyon başında uyuklamalar başlar. Önemli iş ve trafik kazaları meydana gelebilir.

Hastalık, toplumun büyük bölümünü etkilemesine rağmen hekime başvuru azdır ve tanı gecikir. Çoğu hasta ve yakın çevresi, uzun süreden beri devam eden bu durumu kanıksar, neredeyse normal ve onun kişisel özelliği gibi kabul ederler. Önemli sayıda hasta, halsiz ve isteksiz görünümlerinden dolayı yanlışlıkla depresyon tanısı ile tedavi edilmeye çalışılır. Üstelik insanlar genellikle aşırı uykulu olduklarını kabullenmezler; bunun tembellik gibi algılanacağından endişe ederler. Durumlarını yaşam şartlarının zorluğu, aşırı stres, günün yorucu geçmesi gibi nedenlerle açıklamaya çalışırlar.